Akrep bende, yelkovan sararmış bir fotoğrafta iken “gerçek”le randevum var. Gitmeliyim!
***
Duvardaki o sararmış fotoğraftan bana bakıp, hüzünle boynunu büktü, usulca gülümsedi gerçek. O simsiyah saçlardan süzülerek yok oldu, sonra saçımdaki ak tellere kondu, hüzünle boynunu büktü, usulca gülümsedi gerçek. Ona dokunmak istedim. … Bir oradaydı; o çatlamış duvarda, o eski fotoğrafta. Bir buradaydı; yüzümde, ellerimde, içimde gerçek. … Dokunamadım ona. Alayla bana baktı, hüznü üstünden attı, usulca gülümsedi gerçek.
Orda öylece duran zamanla kardeş miydi, bana oyun oynayan zaman, ona eş miydi? … Bunları düşünürken, yüzümdeki çizgiyi ellerine alarak o fotoğrafa gitti, tıpkı bir sihirbaz gibi çizgileri yok etti, gözlerime bakarak gülümsedi gerçek. Elimde olmayarak gülümsedim ilk defa. Bir çeşit soruydu bu. Gülümsüyordu gerçek; “tanıdın mı” diyordu, “artık buldun mu beni?”… İlk kez gülümsedim ona. Tıpkı benim gibiydi; değişiyordu o da. Belkide hiç değişmiyor, yalnızca yer değiştiriyordu. Değişen o değildi yani. Tıpkı benim gibiydi; bir o eski fotoğraf oluyordu, bir BEN. O hüzünlü gülüşü hiç değişmiyordu.
Neydi o fotoğrafın hem gerçek, hem ben yanı? Neydi beni ben yapan, fotoğrafta olmayan? … Hüzünle boynumu büktüm, usulca gülümsedim ona. “Gönlüm!” dedim. O, burada. Sevinçle ayağa kalktı, kulağıma eğilip fısıldadı gerçek: “Tanıştığımıza memnun oldum”.
fulyabayraktar tarafından yazıldı
fulyabayraktar tarafından yazıldı
fulyabayraktar tarafından yazıldı